dizisi.info

Mar 17

 Altan Günbay Selin Demiratar Perihan Savaş Ahmet Kural

Gazi unvanı ile tanınmak şeref verir

Güneydoğu gazisini canlandırdığı için şeref duyduğunu söyleyen ‘Gazi’ dizisinin başrol oyuncusu Ahmet Kural, “Sokakta asker anneleri boynuma sarılıp ağlıyor” dedi..

Gazi’de canlandırdığı Fırat Kalender karakteriyle izleyicinin beğenisini kazanan Ahmet Kural, dizide bir gaziyi canlandırdığı için şeref duyduğunu söylüyor. 26 yaşındaki oyuncuyu ekranseverlere yakından tanıtmak için keyifli bir röportaj yaptık.

Read the rest of this entry »

Mar 16
Dolunay Soysert
icon1 SphinX | icon2 Biyografi | icon4 03 16th, 2008| icon3No Comments »

Dolunay Soysert

Dolunay Soysert (25 Mart 1973, Adana) Türk oyuncu.

Çerkes kökenli olan Dolunay Soysert, orta ve lise eğitimini Özel Moda Kolejinde bitirmiştir. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü mezunudur. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda çalışmıştır. İlk kamerayla tanışması Cumhuriyet filminde Latife Hanımı canlandırmasıyla başlamıştır. Daha sonra Nebraska Üniversitesi Drama ve Tiyatro Bölümünü bitirmiştir. Amerikadan döndükten sonra Sultan Makamı ve Omuz Omuza dizilerinde rol almıştır.Tiyatro sahnesinde de Buluşma adlı oyunda Marilyn Monroe’yu ve Ayşe Müzikalinde Ayşe karakterini canlandırmıştır. 2004 yılı Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği Umut Veren Kadın Oyuncu ödülünü ve Buluşma oyununda gösterdiği başarıdan 2005 yılında Afife Jale En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü almıştır. 9 Temmuz 2006′da oyuncu Sinan Tuzcu ile evlenmiştir. En çok akıllarda kalan rolü ‘Bir İstanbul Masalı’ adlı dizide canlandırdığı Derya karakteri ve Özgü Namal ile birlikte Bebeğim adlı dizide canlandırdığı Leyla karakteridir. İstanbul Halk Tiyatrosu’nun ilk oyunu olan Can Tarlası adlı oyunda yer almıştır. 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali açılış töreni sunuculuğunu Sinan Tuzcu ile yapmıştır ve Tam Kıvamında adlı yemek programını sunmaktadır

Read the rest of this entry »

Mar 13

Hastalıktan sonra sevgi arsızı oldum

benim annem bir melek Kanser tedavisi gören Oya Başar iki buçuk yıl aradan sonra bir sit-com ile ekranlara dönüyor. Başar hastalığı döneminde yakınlarının ilgisinden dolayı sevgi arsızı olduğunu söyledi..

 

Göğüs kanseri teşhisi konan Oya Başar, iki buçuk yıl aradan sonra bir TV dizisi ile ekranlara dönüyor. Yapımcılığını Yılmaz Erdoğan’ın, yönetmenliğini Hakan Algül’ün, senaryosunu da Vasıf Küçükoruç’un üstlendiği ‘Benim Annem Bir Melek’ adlı TV dizisinde Oya Başar’ın yanı sıra Tarık Ünlüoğlu, Dolunay Soysert, Ali Ünal, Şehsuvar Aktaş ve Nilgün Belgün de rol alacak.

Diziyle moral buldu
Tedavisi devam eden Oya Başar saçlarındaki dökülmenin azaldığını belirten Başar şöyle konuştu: “İnsanlar çok ağladığı için biz bu dizide onları güldürmeye çalışacağız. Biraz kendi annemi oynayacağım. O yönden de çok heyecanlıyım” Başar, son zamanlarda tam bir sevgi arsızı olduğunu da anlattı: “Hastalığımda bana evlatlarım ve dostlarım çok büyük destek verdi. Her zaman yanımdaydılar ve beni güldürdüler. Beni öylesine şımarttılar ki sevgi arsızı oldum. Bu tip şeylerde insanın en büyük yardımcısı, çevresi ve kendi oluyor. Dünyaya yalnız gelip yalnız gidiyoruz. Olanları büyük bir olgunlukla karşılamak gerekiyor. Hayata severek bakıyorum ve her şeyin güzel olacağına inanıyorum. Olmazsa da gideceğimiz yer belli.”

Kaynak: Benim Annem Bir Melek Dizisi 

Mar 12

 Evren ve Eşi-Fesupanallah Varmısın Yokmusun 11 Mart

Mar 10

Gardiyan Gülten gaddar bir kadın değil!

zehra alptürkParmaklıklar Ardında’nın acımasız gardiyanı Gülten rolüyle izleyicinin karşısına çıkan Zehra Alptürk: “Gülten aslında gaddar değil. Hayatta hep ezilmiş, korkak bir kadın” diyor..

Dizilerin vazgeçilmez kötü kadını Zehra Alptürk, ‘Parmaklıklar Ardında’ dizisinde de ‘acımasız gardiyan Gülten’ rolüyle izleyicinin karşısına çıkıyor. Alptürk, bu o tarz rollerde oynamasına karşın, izleyiciden çok güzel tepkiler aldığını söylüyor. Uzun yıllardır oyunculuk yaptığını fakat şimdiye kadar emeğinin hakkını almadığını belirten başarılı oyuncu, ‘Parmaklıklar Ardında’dan sonra oyunculuğu bırakacağını açıkladı.

CİLVEYİ BİLMİYOR

* Parmaklıklar Ardında dizisinde sizi çeken ne oldu?
Bir projeye başlarken hiçbir karakter beni çekmez. Gülten rolü vurucu olmasına rağmen ilk başlarda küçük bir roldü. Ama aslında karaktere bakarsanız, bu kadın ‘karakterli karaktersiz’.

Read the rest of this entry »

Mar 10

SENUM korku değil çizgi film gibi olmuş!

burak hakkıTürkiye’nin ilk korku filmi olarak lanse edilen ‘Semum’da rol alan Burak Hakkı; filmin, kullanılan grafik animasyonların bolluğundan dolayı izleyici üzerinde korku değil, çizgi film etkisi yarattığını söyledi..

Eğitimini aldığı ekonometriyi sıkıcı bularak mankenliğe başlayan Burak Hakkı 1994 yılında Best Model seçildi. ‘Zehirli Çiçek’, ‘Günah’, ‘Kırık Ayna’, ‘Gurbet Kadını’, ‘Yeniden Çalıkuşu’, ‘Kaybolan Yıllar’ gibi dizilerde rol alan Hakkı, şimdi ‘Dudaktan Kalbe’ dizisinde oynuyor. Son dönemde ‘O Kadın’ ve ‘Semum’ adlı sinema filmleri ile de seyircinin karşısına çıkan Hakkı ile oyunculuğu, sinemayı ve geçen ay doğan bebeği Rüzgar’ı konuştuk.

* Babalık nasıl bir duygu?
Hakikaten yaşamak gerekiyormuş. İnanılmaz bir şey. Bu duyguyu tarif etmek için yeterli kelime yok. Baba olan bilir.

* Hiç, ‘Keşke çok daha önce baba olsaydım’ dediniz mi?
Demem mi? Tabii ki dedim. Keşke evlenir evlenmez çocuğumuz olsaydı. Şimdiye dek 2-3 tane yapardık.

Read the rest of this entry »

Mar 9

Başak Parlak Resimleri

Mar 8

Türkiye’de oynamakla Hollywood’da oynamak benim için eşdeğer

nehir erdoğan Nehir Erdoğan 14 Mart’ta vizyona girecek olan ve çekimleri Los Angeles’ta gerçekleştirilen ‘Meleğin Sırları’ adlı filmle, Hollywood’da da adını duyurdu. Türkiye ile ABD’de oyunculuk yapmanın hiçbir farkı olmadığına dikkat çeken genç oyuncu: Benim görevim sette yönetmenin istediğini yerine getirmek. Bu iş her yerde aynı!..

Çekimleri Hollywood’da yapılan ilk Türk-Amerikan filmi olan ‘Meleğin Sırları-Broken Angel’ 14 Mart’ta Türkiye’de vizyona giriyor. ABD’de yaşayan Ankara Devlet Tiyatrosu eski sanatçılarından Aclan Büyüktürkoğlu’nun yönettiği filmde, Nehir Erdoğan başrolleri Amerikalı oyuncular Patrick Muldoon ve Zachary Charles ile paylaşıyor. Erdoğan, İngilizce öğrenmek amacıyla ABD’ye gelen ‘Ebru’ adlı Türk kızını canlandırıyor.

İÇKİ TADINI SEVMEM
* Rolünüzü anlatır mısınız?
‘Meleğin Sırları’ gerçek bir hikayeye dayanıyor. Tülay Pırlant’ın ‘Rüzgarlı Şehir’ adlı romanından uyarlanmış. 1985 yılında geçen, Türkiye’den Amerika’ya dil öğrenimi için giden Ebru adlı genç bir Türk kızının hikayesi… Aslına bakarsanız kitap da Ebru’nun kendi günlüğünden yola çıkılarak yazılmış.

* Role nasıl hazırlandınız?
2004′ten beri yönetmenle sürekli bu film üzerine konuşuyoruz. Ebru’nun alkol problemi var. Ben de alkolizm üzerine kitaplar okudum ve araştırdım.

* Sizin alkolle aranız nasıl?
Pek sevdiğim söylenemez, içkinin tadı acı geliyor. Ama hiç içmiyor da değilim.

EBRU DAHA NAİF

* Ebru’yu kendinize yakın buldunuz mu?
Hiç alakamız olmaması mümkün değil, çünkü canlandırdığım karakterlerin hepsi benim içimden bir yerlerden çıkıyor. Ama ben onun kadar kırılgan değilim, Ebru biraz daha naif.

* Filmin basın bülteninde ‘Geceyarısı Ekspresi filminden sonra Türkler’le ilgili kötü imajı sileceği’ iddia ediliyor…
‘Geceyarısı Ekspresi’ abartılarak çekilmiş bir film olarak dünyada sergilendi, imajımız olumsuz yönde etkilendi. Evet, bu film ‘Geceyarısı Ekspresi’nin tam tersi amacı güdüyor. Türkiye’nin ne kadar sağlam değerlere sahip olduğunu ve Türk halkının iyi günde kötü günde nasıl birbirine kol kanat gerdiğini de gösteriyor.

* Peki ABD’de size karşı olumsuz bir tavır oldu mu?
Aslında Türkler’in öyle bariz bir şekilde kötü imajı yok. Zaman zaman şöyle şeylerle karşılaşıyoruz; Amerika’da kiraladığım bir evin idarecisi bana bazı kağıtlar imzalatıyordu. Bir tanesinde ‘binanın havuzunda üstsüz güneşlenmek yasaktır’ yazıyordu. Kadın bana, “Zaten siz Türkiye’den geldiğiniz için böyle şeylere kapalısınız” dedi. Ben de “İran zannettiğiniz ülkemde plajlarda üstsüz güneşlenme serbest, bunu biliyor musunuz?” dedim.

* Çekimler nasıl geçti?
Bir buçuk ay boyunca günde neredeyse 16 saat çalıştık. Orada ‘bugün yağmur yağdı yarın çalışalım’ gibi bir durum söz konusu değil. Çünkü bir setin kurulmasının bedeli çok yüksek.

* Hangi sahnenin çekiminde çok zorlandınız?
Los Angeles Nevada Çölü’ne yakın olduğu için geceleri soğuk oluyordu. Haziran ayı olmasına rağmen o gece 6 dereceydi. Herkesin üstünde kalın paltolar vardı, ben bir tişörtle sabaha kadar okyanus dalgalarının içinde kaldım. Hayatım boyunca o kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum! Oyunculuk her yerde oyunculuk, her türlü teknik imkan olsa da okyanus suyunu ısıtmıyorlar.

* Film tamamen İngilizce mi çekildi?
Filmin hemen hemen yarısı Türkçe, yarısı da İngilizce.

* Büyüktürkoğlu’nun bir röportajını okudum. “Herkes Amerika’da yaşamın filmlerdeki gibi olduğunu sanıyor ama orada çok fakirler de var, onu da göstermek istedik” demiş…
Los Angeles’a ilk gittiğimde şunu düşündüm; bizi yıllardır renkleri olduğundan farklı gösteren filtrelerle çekilmiş filmlerle kandırmışlar… Hiç öyle masmavi sular, turkuaz yeşili dalgalar yokmuş. Okyanus kapkara bir su, girmek bile istemiyorsun!

SORUMLULUK HEP AYNI
* İzmir’de oyunculuk hayalleri kurduğunuz günlerde, Hollywood size ne ifade ediyordu?
Ben hiçbir zaman bir gün Hollywood’a gideceğim demedim. Oyunculuk anlamında da orada inanın ki farklı bir şey yaşamadım. Çünkü benim görevim sette yönetmenin istediğini yerine getirmek. Burada çektiğim dizide de aynı sorumluluk duygusuyla, orada çektiğim filmde de aynı sorumluluk duygusuyla görevimi yerine getiriyorum.

* “Oyunculuğun Hollywood’u veya Türkiye’si olmaz, oyuncu her yerde oyuncudur, bu yüzden de Hollywood’da oynamakla Türkiye’de oynamak benim için eşdeğer” diyorsunuz…
Aynen doğru! İşin teknik ya da maddi kısmı, yapımcıyı ve yönetmeni ilgilendirir. Benim asli görevim; sette sahnelerin ve filmin bütününde yönetmenin istediği biçimde yer almak.

ÇOK GURURLANDIM
* Hollywood’da film çekmek o kadar da abartılacak bir şey değil o zaman?
Ben böyle bir ekibin içinde olduğum için kendimi çok şanslı buluyorum. Ama bunu abartacak, altını çizip, arkasına yaslanacak, “Ben var ya, Hollywood’ta film çektim!” diye ortalarda dolaşacak bir mizaca sahip değilim.

* Yine de Türkiye adına gurur duymuşsunuzdur…
Kesinlikle! Oscar törenlerinin düzenlendiği caddede çekim yapıyorduk. Karşıdan karşıya geçerken, polis trafiği durdurdu. O an ülkem adına gurur duydum. “Türkler olarak buradayız, sinema sektörünün dünya devi olarak görülen ülkesindeyiz ve şu anda sokakta herkes durdu ve bizim çekim yapmamızı bekliyor” dedim.

* ABD’li yapımcılar festivallerde ödül alabileceğinizi düşünüyor. Siz ne diyorsunuz?
Ben filmde elimden gelenin en iyisini yaptım. Filmin başarısı da, filmi yapanlardan çok izleyenlerin hislerine bağlıdır.

nehir erdoğan Hollywood’dan tek eksiğimiz sadece para

* Dev prodüksiyonların çekildiği o görkemli dünya hayalinizdeki gibi miydi?
Bahsettiğin o abartılı dünyayı ben görmedim, çünkü onlar sadece stüdyo. Bir kere bu demek değil ki dünyanın en güzel filmleri orada çekiliyor. Tam tersine, Avrupa onların filmlerini beğenmiyor.

* Türkiye için ‘Paramız yok, dilimiz yok, pazar çok büyük o yüzden Hollywood’da şansımız yok’ derlerdi…
Hayatta hiçbir şey için ‘benim şansım yok’ denmemesi lazım bence. Tabii ki buradan gidip orada birden bire, “Hadi bakalım dağıl Hollywood biz geldik” gibi bir durum da yok ama çalışırsan, istersen, uğraşırsan olur. Onlar da “Vay, Türkler geldi kapatın kapıları” demiyorlar. Bizim hiçbir eksiğimiz yok. Sistemimiz eksik, paramız eksik ama oyunculuk anlamında, yönetmenlik anlamında gerçekten eksiğimiz yok.

 

 

Aynaya bakmadan oynadım

‘Sadece güzel olduğu için oyunculuk yapıyor’ önyargısını kırmak için çok savaştınız mı?
Evet, içimde olan bu sıkıntıyı hiç söylemeden fark eden ve olumsuz hislerimi yıkan ilk kişi de ABD’de oyunculuk dersi aldığım ünlü oyuncu koçu Eric Morris’tir. O, bana hem güzellik hem de yeteneğin birarada olabileceğini kanıtladı. Türkiye’de çok az makyajla çekilen ‘Yabancı Damat’ gibi bir dizide üç yıl çalıştım. Nasıl göründüğümü düşünmeden, çoğu zaman aynaya bakmadan oynadım.

* Hiç mankenlik ya da fotomodellek yaptınız mı?
Hayır, yapmadım. En büyük avantajım İzmir’deyken birlikte tiyatro yaptığım ve o yıllarda İstanbul’da çeşitli konservatuarlarda okuyan arkadaşlarımdı. Onlar sayesinde oyunculuğa başladım.

Aksiyon filmleri tam bana göre!

Sizce Hollywood’da sivrilmek daha mı zor?
Bir kere iyi şeyler yapabilmek için orada uzun yıllar bulunman ve yaşaman gerekiyor. Ben böyle bir şey tercih etmem, ülkemde de oyunculuk yapıyorum ve ülkemi terk etmek istemiyorum. Oraya sadece birkaç yıllığına eğitim için gidebilirim.

* Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Hedef tahtam yok. Hesaplı kitaplı bir şekilde, “Sırada da şu var” deyip, hedefe doğru adım adım ilerlemek benim yapabildiğim bir şey değil belki de… Ben hep bazı şeyleri yaptım ve dönüp baktığımda yaptığımı gördüm. Mutlaka vardır hayallerim ama hayallerimi anlatmak yerine yapmayı tercih ediyorum.

* Uluslararası sinema endüstrisine siz de girdiniz. Bundan sonra nasıl bir rol istersiniz?
Hiç fark etmez ama aksiyon çok istediğim bir şey benim; savaşayım, at üstünde kılıç kalkan kuşanayım isterim! Çünkü kendi hayatımda da seviyorum atraksiyonu ama rolden çok projenin bütünü önemli.

Amerikalılar çok geriden geliyor

Gittiniz, gezdiniz, gördünüz ve film çektiniz! Peki Hollywood nasıl bir yer?
Film endüstrisinin kalbinin attığı şehir olduğu için sokaktaki insanlar da çok alışık. Üç sokak öteye kadar sesli çekimler için ‘lütfen sessizlik’ işaretleri konuyor ve insanlar da buna dikkat ediyor. Çünkü en büyük endüstrileri bu. En önemli şey sendikalarının olması. Her şeyi sendika yapıyor, sette gerçekten 12′de öğle yemeği yenecekse 12′yi 1 dakika geçe öğle yemeği yenemiyor. Kurallara uymadığın zaman setin durduruluyor ve cezaya maruz kalıyorsun.

* Nasıl bir dünyaları var Amerikalılar’ın?
Biz teknolojide çok arsız davranıyoruz. Yani bir ürün çıkıyor, bir sene sonra onun bir üst modeli çıkıyor yenisini alıyoruz. Ama ABD’de herkesin evinde çamaşır makinesi yok, çok az bir kesimin evinde çamaşır makinesi var. Bütün apartman tek bir çamaşırhanede çamaşırlarını yıkıyor. Hala pek çoğunun çamaşır makinesi üstten kapaklı. Bilgisayarları ise çok eski modeller. Kıyafet alışverişi de abartılı yapmıyorlar ama çok yiyorlar.

Mar 6

 Saraybosna’daki Ölüm Çiçekleri

“Ölüm Çiçekleri - Saraybosna” dizisi, önümüzdeki günlerde Star TV’de yayınlanmaya başlıyor.

Avrupa’nın ortasında yaşanan savaş dramını konu alan “Ölüm Çiçekleri - Saraybosna” dizisi, önümüzdeki günlerde Star TV’de yayınlanmaya başlıyor.
ÖLÜMÜ göze alarak Bosna Hersek’teki savaşın ortasına gizli bir görevle gelen genç komutan Cemil’in yaşadıklarının anlatıldığı “Ölüm Çiçekleri” adlı dizinin çekimleri tüm hızıyla sürüyor. Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemir’in yapımcılığını

üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunda ise Turgut Yasalar oturuyor.
Başrollerinde Erhan Emre, Zeynep Beşerler, İlyas Salman, Levent Öktem ve Nihat Nikerel’in oynadığı dizi, 1992 yılında geçiyor. Müslümanları, yurtlarından söküp atmak için Çetnikler açık bir savaş başlatmışlardır. Bosna büyük bir soykırımın eşiğindedir. Cemil, eşini hastane odasında bırakıp Bosna’ya giden kahraman bir askerdir. Yelena ise Müslüman ve Türk düşmanı olarak büyütülmüş genç ve güzel bir kızdır. İki ayrı cephedeki Cemil ve Yelena’nın yolları Bosna’da kesişir. Yelena’nın babası katliamlar yapacak bir örgütün lideridir. Cemil ise bu katliamları önlemek üzere bu örgütün içine sızmakla görevlendirilmiştir.

Mar 6

Eroinmanı oynamak benim için biçilmiş bir kaftan oldu

atv’nin beğeniyle izlenilen dizisi ‘Parmaklıklar Ardında’nın eroinman ve asi kızı ‘Nurgül’ü canlandıran Mine Çayıroğlu: Oyuncu kendini yenilemeli ve farklı rolleri denemeli..

Mine Çayıroğlu iki sene kadar süren suskunluğunu atv’nin ‘Parmaklıklar Ardında’ adlı dizisiyle bozdu. B2 koğuşunun hanımağası ‘Nur’un (Selda Alkor) kızı ‘Nurgül’ olarak karşımıza çıkan Mine Çayıroğlu bu rolle ilgili şunları söylüyor: “Oyuncu için bir eroinmanı oynamak büyük bir şans. Nurgül’ün hikayesi çok değişik. Bu hikaye hayatın içinden, yaşamın bir başka karesinden. Daha önce hiç eroinmanı oynamamıştım. Bu rol benim için biçilmiş bir kaftan oldu.” Bundan dört sene önce ‘Zümrüt Gibi’ isimli bir albüm çıkaran Çayıroğlu ikinci albümü için de kolları sıvadı. Müzikal anlamda kendini yetiştiren ünlü oyuncu yeni albümünden çok umutlu…

Read the rest of this entry »

« Previous Entries Next Entries »

oyunlar | resimleri | panik atak | tedavin | UslanmaM | dizi izle | Sohbet | Dizi izle | Estetik | Canlı TV | evden eve nakliyat | evden eve nakliyat