dizisi.info

Sinan Tuzcu Röportajı

Belimdeki silahla rolüme hazırlandım

“Çemberin Dışında”da başrol oynayan Sinan Tuzcu, ” İki aydır belimdesinan tuzcu silahla dolaşıyorum. Oyuncu olarak polislikle ilgili çok şey öğrendim” dedi.

Bu akşam yayınlanmaya başlayacak Star TV’nin polisiye dizisi “Çemberin Dışında”da başrol oynayan Sinan Tuzcu, “Beş bölüm çektik, iki aydır belimde silahla dolaşıyorum. Polislikte sabah evden çıkıp geri dönme garantin yok. Uyku yok, yıkanmak yok, 48 saat durmadan çalışan ekipler var. Çok zor bir iş. Oyuncu olarak polislikle ilgili çok şey öğrendim” dedi.

Diziniz hayırlı olsun… Çemberin dışında kalmışsınız öyle mi?

- Evet, teşekkürler… Dizinin şu an beşinci bölümünü çekeceğiz. Her şey çok güzel gidiyor. “Ihlamurlar Altında”nın ardından sekiz ay sonra bu diziye başladım, hayırlısı artık.

Biraz diziyi anlatır mısınız?

- Çemberin Dışında, bir ayağı sosyal sorumluluk projesi olan, kayıp yakınları ve dernekleriyle çalışan, bir ayağı da bizim bildiğimiz dramatik polisiye hikáyesine sahip olan bir iş. Teknik olarak çok fazla duymadığımız ve sahada birebir çalışan bir ekip. Türkiye’de o kadar çok fazla kayıp var ki! Yılda yaklaşık yüz bine yakın insandan bir şekilde haber alınamıyor. Müthiş bir rakam, ben de işin içine girince öğrendim. Bu kayıpların iki çeşidi var. Bazıları iflas edince ortadan kayboluyor. Bir de gaspla paralel yürüyen, kaçırılıp ortadan kaldırılanlar var. Faili meçhul dediğimiz noktaya kadar gidiyor. Biz burada iki şıkkı birleştirdik. Biraz orijinal polis sistemini kırarak yaptık bunu. Çünkü normalde kayıp bürosu, gaspa bakmıyor. Ama biz kendi senaryo sistemimiz içinde bu kayıtlara da bakıyoruz. Her bölümde içeri giren bir hikáye ve beş kişinin kendi içinde dönen hikáyesi var.

Dizide hangi rolü canlandırıyorsunuz?

- Benim oynadığım karakter Cesur, genç bir komiser. 10 yıl önce kız kardeşi kaybolmuş. Onu bir türlü bulamıyor. Ve hayattaki en büyük problemi, babası gittikten sonra aile içindeki dengeyi düzgün bir şekilde kurabilmek. Sevgi ve aşkla hiçbir alakası yok. Derken yine komiserlerden biri olan Laçin’le (Burçin Terzioğlu) karşılaşıyor ve böylece sert bir duvara çarpıyor.

Bu projeyi bir dönem yayınlanan “Yılan Hikayesi”, “Sıcak Saatler” ya da şimdi “Arka Sokaklar” gibi diğer polisiye hikayelerden ayıran en önemli özellik nedir?

- En önemli özelliği senaryosunun ağır bir dramatik yapıya oturtulmuş olması. Bizim dizimiz, açık senaryo dediğimiz, içinde hem komediyi hem de dramı barındıran bir özelliğe sahip. Suça sebebiyet veren unsurlar, matematik olarak çözülüyor. Türkiye’de bu şekilde hareket eden polisler olduğunu ben bu işi çekerken gördüm. Bir sürü komiser, başkomiserle, Etiler’de eğitim veren insanlarla konuştuk. Gerçekten silahını bir tarafa koyup matematik olarak hareket eden birim biçimimiz var. Senaryomuzu Deniz Akçay yazıyor. Senaryoda çok dokunaklı hikáyeler var. Kaybolan bir çocuğu aramaktan tutun, sevgilisiyle bir olup birisini öldüren adama kadar bir sürü küçük hikáyeyi alıp

satranç oynar gibi çözüp, seyircinin tansiyonunu oynatacağız. Ve dizinin jeneriğinin sonunda gerçekten kayıp olan insanların fotoğrafları dönecek.

POLİSLİK ZOR BİR MESLEK

Bunun, kayıpları bulmada bir yararı olur mu peki?

- İnanılmaz yararı olur. ’Umut Otobüsü’ diye bir otobüs çıkmıştı, onun sayesinde 300 bin kişi bulundu. Hele ki bu fotoğrafların televizyonda döndüğünü düşünün, gerçekten rakam epey çoğalır. Bunu YAKAD’la (Yakınlarını Kaybedenler Derneği) birlikte organize ediyoruz. Biz her şekilde yardımcı olmak istiyoruz.

Polis olmak, rol bile olsa nasıl bir duygu?

- Onları daha yakından tanımaya başlıyorsun. Karakol komiseri olarak tanıştığım kişilerin çoğu modern ve genç insanlar. 34 yaşında polis koleji mezunu, üniversite okumuş, o kadar düzgün polisler var ki! Şu anda çok sıcak bakıyorum onlara. Beş bölüm çektik, iki aydır belimde silahla dolaşıyorum. Çok soğuk ve zor bir temas halindesin silahla. Bu meslekte sabah evden çıkıp geri dönme garantin yok. Uyku yok, yıkanmak yok, 48 saat durmadan çalışan ekipler var. Çok zor bir iş. Oyuncu olarak polislikle ilgili çok şey öğrendim. Sorgu nedir, nasıl yapılır, nasıl bir sistemle insanlar sorgulanır… Bunların hepsini öğrendik. Ayrıca emniyetin desteğiyle atış talimleri de yaptık.

Peki karakterinizin ismi gibi cesur musunuzdur siz de?

- Evet, cesurum. Bunun da zararını görmüşümdür aslında. Yıllar önce kız arkadaşımla İstiklal Caddesi’nde /_newsimages/4846362.jpgyürürken 4-5 tane arkadaşın cüzdan çalma girişiminde en kuvvetli cesaretimi göstermiştim. Odakule’nin orada bayağı dövüşerek başımdan saldım onları. Ama sonra “Ben ne yaptım? Bu adamlar beni öldürebilirdi” dedim. Ondan bir hafta sonra özel bir TİM görevlisinin boğazını keserek öldürdüler. Hüsrev Gerede caddesinden aşağı yürürken 10 kişi çevremi sardı ve bütün paramı vererek oradan çıkabildim. Can güvenliği yok! Hele bunun içinde çarpışan polis isen yapacak bir şeyin yok! Şu anda olsa eskiden yaptığım cesurlukları yapmazdım, korkardım herhalde.

Evliliğim süper gidiyor

Ihlamurlar Altında”ki karakterinizle çok farklı bu dizideki karakteriniz değil mi?

- Evet, bir salon beyefendisinden sokaklarda çarpışan polise geçtim. Birbirinden çok farklı iki karakter. “Daha sekiz ay oldu, acaba beklesem mi? Hemen dizi yapmasam mı?” diye düşünmedim de değil. Bir de “Çemberin

Dışında”da her bölümde giren konuk, birinci derece oyuncular oluyor. Şenay Gürler ile ilk bölümde, ikinci bölümde Barış Falay’la daha sonra da Goncagül Sunar’la çalıştık. Çok iyi bir ekip oluşturduk, dahil olan oyuncularla da daha dinamik olacağız.

Dolunay Soysert’le evliliğiniz nasıl gidiyor?

- Süper ama yorucu. İnsan 14-15 saat süren setten yorgun bir şekilde eve gittiğinde değil eşine, kendisine bile ayıracak vakti zor buluyor. İçinde sevgi ve aşk varsa, iki oyuncu ancak ilişkiyi yürütebiliyor. Biz de onu yürütüyoruz ve keyifli gidiyor.

Yorum yazmak için;

Yaptığınız yorumlar moderatörler tarafından denetlenmektedir.

oyunlar | resimleri | panik atak | tedavin | UslanmaM | dizi izle | Sohbet | Dizi izle | Estetik | Canlı TV | evden eve nakliyat | evden eve nakliyat